📍 Kırklareli bölgesinde karışım sınıflandırma (additivity/ATE/M‑factor) hizmeti arıyorsunuz.

KİMYASAL DEĞERLENDİRME UZMANI

Kırklareli Karışım Sınıflandırma (Additivity/ATE/M-Faktörü) Nedir ve Neden Önemlidir?

Profesyonel hizmet sağlayıcılardan hemen teklif alın

Kırklareli karışım sınıflandırma (additivity/ATE/M‑factor) Hizmeti 2026

Kırklareli bölgesinde karışım sınıflandırma (additivity/ATE/M‑factor) hizmeti arıyorsanız doğru yerdesiniz. Kırklareli ve çevresinde hizmet veren onlarca onaylı ve güvenilir firmadan ücretsiz fiyat teklifi alabilir, teklifleri karşılaştırarak size en uygun firmayı seçebilirsiniz. KİMYASAL DEĞERLENDİRME UZMANI kapsamında sunulan karışım sınıflandırma (additivity/ATE/M‑factor) hizmetleri için 2026 yılı güncel fiyatlarını ve detaylı bilgileri aşağıda bulabilirsiniz.

💡 İpucu: İSG Maliyet Hesaplayıcı

Metinde "fiyat teklifi" konusundan bahsediliyor. Sizin için özel hesaplama aracımız var.

Tümünü Gör

İş sağlığı ve güvenliği (İSG) alanında, özellikle kimyasal maddelerin güvenli kullanımı ve yönetimi, kritik bir öneme sahiptir. Kimyasal maddelerin tek başlarına veya birbirleriyle karıştırıldıklarında oluşturabilecekleri potansiyel tehlikelerin doğru bir şekilde belirlenmesi, hem çalışanların sağlığını korumak hem de çevresel riskleri minimize etmek açısından hayati önem taşır. Bu noktada, karışım sınıflandırma (additivity/ATE/M-faktörü) kavramı devreye girer. 2025 yılı itibarıyla, bu değerlendirme yöntemlerinin güncelliği ve etkinliği, en son teknolojik gelişmeler ve değişen mevzuatlarla birlikte daha da belirgin hale gelmiştir. Bu rehber, bir İş Sağlığı ve Güvenliği (İSG) uzmanı olarak, 15 yılı aşkın deneyimimle, karışım sınıflandırmasının temel prensiplerini, yasal zorunluluklarını, uygulama süreçlerini ve sunduğu avantajları detaylı bir şekilde ele alacaktır. Hedef kitlemiz, kimyasal maddelerle çalışan tüm işletmeler, İSG profesyonelleri, kimya mühendisleri ve tehlike değerlendirmesi konusunda bilgi sahibi olmak isteyen herkesi kapsamaktadır.

Karışım Sınıflandırma (Additivity/ATE/M-Faktörü) Nedir?

Karışım sınıflandırma, birden fazla kimyasal maddenin bir araya gelmesiyle oluşan yeni bir kimyasalın tehlike özelliklerinin belirlenmesi sürecidir. Bu süreçte, bireysel bileşenlerin tehlike verileri kullanılarak, karışımın genel tehlike sınıfının ve seviyesinin tahmin edilmesi amaçlanır. Bu değerlendirme, özellikle REACH (Kimyasalların Kaydı, Değerlendirilmesi, İzni ve Kısıtlanması) ve CLP (Sınıflandırma, Etiketleme ve Ambalajlama) gibi uluslararası düzenlemelerin temelini oluşturur. Türkiye'de de bu prensipler, 6331 Sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu ile ilgili yönetmelikler çerçevesinde uygulanmaktadır.

Karışım sınıflandırmasında kullanılan temel yaklaşımlar şunlardır:

  • Toplamsal Yaklaşım (Additivity Approach): Bu yaklaşım, karışımı oluşturan bileşenlerin tehlike etkilerinin doğrusal olarak toplandığı varsayımına dayanır. Örneğin, belirli bir konsantrasyonda belirli bir toksisiteye sahip olan iki madde karıştırıldığında, karışımın toplam toksisitesinin, bireysel toksisitelerin toplamına eşit olduğu kabul edilir. Bu yöntem, özellikle belirli toksisite türleri için geçerlidir ve genellikle hesaplaması en basit olanıdır.
  • Sırasıyla Hesaplanan Eşik Değer (Acute Toxicity Estimate - ATE): ATE, bir madde veya karışımın akut toksisite (örneğin, ağızdan alım, dermal temas veya solunum yoluyla maruz kalma sonucu kısa sürede ortaya çıkan olumsuz etkiler) seviyesini belirlemek için kullanılan bir hesaplama yöntemidir. Karışımların ATE'si, içerdiği tehlikeli bileşenlerin konsantrasyonları ve bireysel ATE değerleri kullanılarak hesaplanır. Bu, karışımın akut zehirlilik sınıflandırmasının doğru bir şekilde yapılmasını sağlar.
  • M-Faktörü (M-Factor): M-faktörü, özellikle sucul ortama zararlı maddelerin sınıflandırılmasında kullanılan bir çarpan değeridir. Karışımların sucul toksisite tehlike sınıflandırmasında, bireysel bileşenlerin tehlike seviyelerini ve bu bileşenlerin karışım içindeki oranlarını göz önünde bulundurarak M-faktörü uygulanır. Bu, karışımın çevresel etkisinin daha doğru bir şekilde tahmin edilmesine olanak tanır.

2025 yılı itibarıyla, bu yöntemler, daha hassas ve güncel veri setleriyle desteklenmekte, bilgisayar destekli modellemeler ve yapay zeka tabanlı tahmin araçları da değerlendirme süreçlerine entegre edilmektedir.

Karışım Sınıflandırma (Additivity/ATE/M-Faktörü) Nasıl Çalışır?

Karışım sınıflandırma süreci, adım adım ilerleyen ve dikkatli bir analiz gerektiren bir dizi adımdan oluşur. Bu süreç, öncelikle karışımı oluşturan tüm bileşenlerin kimliklerinin ve tehlike özelliklerinin belirlenmesiyle başlar. Ardından, bu bilgiler kullanılarak karışımın genel tehlike sınıflandırması yapılır.

Süreç şu şekilde özetlenebilir:

  1. Bileşenlerin Tanımlanması ve Tehlike Verilerinin Toplanması: Karışımı oluşturan her bir madde için güncel Güvenlik Bilgi Formları (GBF) ve diğer güvenilir kaynaklardan tehlike verileri toplanır. Bu veriler, fiziksel, kimyasal, toksikolojik ve ekotoksikolojik özellikleri içerir.
  2. Tehlike Sınıflarının Belirlenmesi: Her bir bileşenin, ilgili mevzuat (örneğin, CLP Tüzüğü'ne uyumlu olarak) kapsamında hangi tehlike sınıflarına ve kategorilere girdiğ i belirlenir.
  3. Karışım Sınıflandırma Yöntemlerinin Uygulanması:
    • Toplamsal Yaklaşım (Additivity): Belirli tehlike sınıfları için, bileşenlerin konsantrasyonları ve bireysel tehlike seviyeleri kullanılarak karışımın tehlike sınıfı hesaplanır. Örneğin, akut toksisite (oral) için, aşağıdaki formül kullanılabilir:
      $ATE_{karışım} = \sum_{i} \frac{C_i}{ATE_i}$
      Burada $C_i$ bileşen i'nin konsantrasyonu ve $ATE_i$ bileşen i'nin ATE değeridir.
    • Sırasıyla Hesaplanan Eşik Değer (ATE): Birden fazla toksik bileşen içeren karışımlar için ATE hesaplaması, karışımın genel akut toksisite profilini belirlemek için kritik öneme sahiptir. Bileşenlerin ATE değerleri ve karışım içindeki yüzdeleri kullanılarak karışımın genel ATE değeri belirlenir.
    • M-Faktörü Uygulaması: Özellikle sucul toksisite tehlikeleri için, tehlikeli bileşenlerin M-faktörleri ve karışım içindeki konsantrasyonları dikkate alınarak karışımın genel sucul toksisite sınıflandırması yapılır.
  4. Karışımın Genel Tehlike Sınıflandırması: Tüm bileşenlerin değerlendirilmesi ve uygun sınıflandırma yöntemlerinin uygulanmasının ardından, karışım için nihai tehlike sınıfı ve kategorisi belirlenir.
  5. Etiketleme ve Güvenlik Bilgi Formu (GBF) Hazırlığı: Elde edilen sınıflandırma sonuçlarına göre, karışımın etiketlenmesi ve güncel GBF'lerinin hazırlanması sağlanır. Bu belgeler, karışımın güvenli kullanımı, depolanması ve taşınması hakkında gerekli bilgileri içerir.
  6. 2025 yılına gelindiğinde, bu süreçlerde otomasyon ve dijitalleşme büyük rol oynamaktadır. Kimyasal yönetim yazılımları, büyük veri analizi ve yapay zeka, sınıflandırma süreçlerini daha hızlı, doğru ve verimli hale getirmektedir.

Yasal Zorunluluklar ve Mevzuat

Karışım sınıflandırması, Türkiye'de 6331 Sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu ve ilgili yönetmelikler çerçevesinde yasal bir zorunluluktur. Bu zorunluluklar, kimyasal maddelerin işyerinde güvenli bir şekilde kullanılmasını sağlamak, çalışanları olası tehlikelerden korumak ve çevresel etkileri en aza indirmek amacıyla getirilmiştir.

Başlıca yasal düzenlemeler ve zorunluluklar şunlardır:

  • 6331 Sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu: Bu kanun, işverenlerin işyerindeki riskleri belirleme, değerlendirme ve kontrol altına alma yükümlülüklerini tanımlar. Kimyasal risklerin değerlendirilmesi de bu kapsamdadır.
  • Kimyasal Maddelerle Çalışmalarda Sağlık ve Güvenlik Önlemleri Hakkında Yönetmelik (RG: 23.06.2020 - 31177): Bu yönetmelik, kimyasal maddelerin işyerlerinde kullanımı, depolanması, etiketlenmesi ve bunlarla ilgili risk değerlendirmelerinin yapılmasına ilişkin detaylı hükümler içerir. Karışımların sınıflandırılması ve etiketlenmesi bu yönetmeliğin temelini oluşturur.
  • Biyolojik Etkenlere Maruziyet Riskleri Hakkında Yönetmelik (RG: 06.08.2015 - 29438) ve Kanserojen ve Mutajen Maddelerle Çalışmalarda Sağlık ve Güvenlik Önlemleri Hakkında Yönetmelik (RG: 06.08.2015 - 29438): Bu yönetmelikler, özellikle tehlikeli kimyasalların sınıflandırılması ve bu sınıflandırmalara göre alınması gereken önlemleri belirler.
  • REACH Tüzüğü ve CLP Tüzüğü (Avrupa Birliği Düzenlemeleri): Türkiye'deki mevzuat, büyük ölçüde Avrupa Birliği'nin REACH ve CLP Tüzükleri ile uyumludur. Bu tüzükler, kimyasalların sınıflandırılması, etiketlenmesi ve belgelendirilmesi için uluslararası kabul görmüş standartları belirler. Karışım sınıflandırması, bu tüzüklerin temel bir unsurudur.
  • Güvenlik Bilgi Formları (GBF): Tehlikeli kimyasal maddeler ve karışımlar için güncel ve doğru GBF'lerin hazırlanması ve işyerinde bulundurulması zorunludur. GBF'ler, karışımın sınıflandırmasını, tehlikelerini ve güvenli kullanım bilgilerini içermelidir.

2025 yılı itibarıyla, mevzuat güncellemeleri, özellikle yeni tehlike sınıflarının eklenmesi, sınıflandırma kriterlerinin sıkılaştırılması ve dijital bildirim yükümlülüklerinin artırılması yönünde ilerlemektedir. İşverenlerin, bu güncellemeleri yakından takip etmeleri ve uyumluluğu sağlamaları büyük önem taşımaktadır.

Kimler İçin Gereklidir?

Karışım sınıflandırması, kimyasal maddelerle doğrudan veya dolaylı olarak etkileşimde bulunan veya bu maddelerin tehlike bilgilerini yönetmesi gereken geniş bir kitle için gereklidir. Bu, yalnızca kimya endüstrisi ile sınırlı kalmayıp, birçok farklı sektördeki işletmeleri ve profesyonelleri kapsamaktadır.

Karışım sınıflandırmasının gerekli olduğu başlıca gruplar şunlardır:

  • Kimyasal Üreticileri ve İthalatçıları: Kendi ürettikleri veya ithal ettikleri karışımların tehlike sınıflandırmasını yapmak ve uygun etiketlemeyi sağlamakla yükümlüdürler.
  • Karışım Formülatörleri: Farklı bileşenleri karıştırarak yeni ürünler oluşturan firmalar, nihai ürünlerinin tehlike sınıflandırmasını yapmak zorundadır.
  • İşverenler: İşyerlerinde kullanılan veya depolanan kimyasal karışımların tehlike sınıflandırmalarını bilmek, risk değerlendirmelerini yapmak ve çalışanları bilinçlendirmekle sorumludurlar.
  • İş Sağlığı ve Güvenliği (İSG) Profesyonelleri: İşyerindeki kimyasal riskleri değerlendirmek, uygun önleyici tedbirleri belirlemek ve mevzuata uyumu sağlamak için karışım sınıflandırma bilgilerine ihtiyaç duyarlar.
  • Kimya Mühendisleri ve Laboratuvar Teknisyenleri: Ar-Ge süreçlerinde, kalite kontrol laboratuvarlarında ve üretim hatlarında çalışan bu profesyoneller, kimyasal maddelerin özelliklerini ve tehlikelerini anlamak için bu bilgilere başvururlar.
  • Ürün Güvenliği Uzmanları: Ürünlerin ulusal ve uluslararası düzenlemelere uygunluğunu sağlamakla görevli uzmanlar, karışım sınıflandırması konusunda derin bilgiye sahip olmalıdır.
  • Lojistik ve Nakliye Firmaları: Tehlikeli kimyasal karışımların taşınması sırasında, ilgili mevzuatlara uyum sağlamak için sınıflandırma bilgilerine ihtiyaç duyarlar.

2025 yılı itibarıyla, tedarik zincirinin her aşamasında şeffaflık ve bilgi paylaşımı ön plana çıktığından, karışım sınıflandırma bilgilerinin doğru ve eksiksiz iletilmesi daha da büyük bir önem kazanmıştır.

Avantajları ve Faydaları

Karışım sınıflandırmasının doğru ve eksiksiz yapılması, işletmeler ve çalışanlar için önemli avantajlar ve faydalar sağlar. Bu süreç, sadece yasal bir zorunluluk olmakla kalmaz, aynı zamanda işyerinde güvenliği artırır ve maliyetleri düşürebilir.

Başlıca avantajları şunlardır:

  • Artırılmış İşçi Sağlığı ve Güvenliği: Karışımların tehlike özelliklerinin doğru bir şekilde belirlenmesi, potansiyel sağlık risklerinin erken teşhis edilmesini ve önleyici tedbirlerin alınmasını sağlar. Bu, iş kazalarını, meslek hastalıklarını ve maruziyetleri azaltır.
  • Mevzuata Uyumluluk: Yasal düzenlemelere uyum, işletmelerin ağır para cezaları, yasal yaptırımlar ve itibar kaybı gibi risklerden korunmasını sağlar.
  • Etkin Risk Yönetimi: Doğru sınıflandırma, işletmelerin kimyasal riskleri daha etkin bir şekilde yönetmesine, risk değerlendirmelerini daha doğru yapmasına ve uygun kontrol önlemlerini belirlemesine olanak tanır.
  • Geliştirilmiş Ürün Güvenliği: Üretilen veya kullanılan karışımların güvenli özelliklerinin belirlenmesi, ürünlerin pazarda daha güvenli bir şekilde yer almasını sağlar.
  • Çevresel Koruma: Özellikle sucul toksisite gibi çevresel tehlikelerin doğru sınıflandırılması, çevresel kirliliğin önlenmesine ve sürdürülebilirliğin desteklenmesine katkıda bulunur.
  • Daha İyi İletişim ve Bilgilendirme: Doğru etiketleme ve Güvenlik Bilgi Formları (GBF), tedarik zinciri boyunca kimyasal tehlikelerin anlaşılmasını ve güvenli bir şekilde yönetilmesini kolaylaştırır.
  • Maliyet Tasarrufu: İş kazaları, sağlık sorunları ve çevresel zararların azaltılması, dolaylı olarak işletmeler için maliyet tasarrufu anlamına gelir. Ayrıca, gereksiz kısıtlamaların veya aşırı önlemlerin alınmasını önler.
  • Pazar Erişimi: Uluslararası standartlara uygun sınıflandırma, ürünlerin küresel pazarlarda daha kolay kabul görmesini sağlar.

2025 yılı itibarıyla, kurumsal sosyal sorumluluk ve sürdürülebilirlik ilkelerinin giderek daha fazla önem kazanmasıyla, karışım sınıflandırmasının sağladığı çevresel ve toplumsal faydalar da öne çıkmaktadır.

Sık Sorulan Sorular

7 soru

Karışım sınıflandırma, birden fazla kimyasal maddenin bir araya gelmesiyle oluşan bir karışımın tehlike özelliklerinin, bireysel bileşenlerin verileri kullanılarak belirlenmesi sürecidir. Additivity (toplamsal yaklaşım), ATE (sırasıyla hesaplanan eşik değer) ve M-faktörü bu değerlendirmede kullanılan temel yöntemlerdir.

Evet, Türkiye'de 6331 Sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu ve ilgili yönetmelikler çerçevesinde, işyerlerinde kullanılan veya üretilen kimyasal karışımların tehlike sınıflandırmasının yapılması yasal bir zorunluluktur.

Süreç, karışımı oluşturan tüm bileşenlerin tehlike verilerinin toplanması, her bir bileşenin tehlike sınıflarının belirlenmesi ve ardından toplamsal yaklaşım, ATE hesaplaması veya M-faktörü gibi yöntemler kullanılarak karışımın genel tehlike sınıfının tahmin edilmesi adımlarını içerir.

ATE, bir madde veya karışımın akut toksisite seviyesini belirlemek için kullanılan bir hesaplama yöntemidir. Karışımların genel akut zehirlilik sınıflandırmasının doğru yapılmasında kritik rol oynar.

M-faktörü, özellikle karışımların sucul ortama zararlı etkilerini değerlendirmek ve sınıflandırmak için kullanılır. Tehlikeli bileşenlerin sucul toksisite seviyelerini ve karışım içindeki oranlarını dikkate alır.

Kimyasal üreticileri, ithalatçıları, formülatörleri, işverenler, İSG profesyonelleri, kimya mühendisleri ve ürün güvenliği uzmanları gibi kimyasal maddelerle ilgili faaliyet gösteren herkes için gereklidir.

Başlıca faydaları arasında artan işçi sağlığı ve güvenliği, mevzuata uyumluluk, etkin risk yönetimi, geliştirilmiş ürün güvenliği, çevresel koruma ve maliyet tasarrufu sayılabilir.

Hızlı Teklif

karışım sınıflandırma (additivity/ATE/M‑factor) Teklifi Alın

Güvenilir firmalardan ücretsiz teklif alın

Ücretsiz
Hızlı yanıt
Güvenilir firmalar
En iyi fiyat
Teklif Al