📍 Sinop bölgesinde geçiş/fiziksel riskler hizmeti arıyorsunuz.

SÜRDÜRÜLEBİLİRLİK İKLİM DEĞİŞİKLİĞİ

Sinop Geçiş ve Fiziksel Riskler: Sürdürülebilirlik ve İklim Değişikliği Bağlamında İş Sağlığı Güvenliği

Profesyonel hizmet sağlayıcılardan hemen teklif alın

Sinop geçiş/fiziksel riskler Hizmeti 2026

Sinop bölgesinde geçiş/fiziksel riskler hizmeti arıyorsanız doğru yerdesiniz. Sinop ve çevresinde hizmet veren onlarca onaylı ve güvenilir firmadan ücretsiz fiyat teklifi alabilir, teklifleri karşılaştırarak size en uygun firmayı seçebilirsiniz. SÜRDÜRÜLEBİLİRLİK İKLİM DEĞİŞİKLİĞİ kapsamında sunulan geçiş/fiziksel riskler hizmetleri için 2026 yılı güncel fiyatlarını ve detaylı bilgileri aşağıda bulabilirsiniz.

💡 İpucu: İSG Maliyet Hesaplayıcı

Metinde "fiyat teklifi" konusundan bahsediliyor. Sizin için özel hesaplama aracımız var.

Tümünü Gör

Günümüz dünyası, küresel iklim değişikliğinin etkileriyle mücadele ederken aynı zamanda sürdürülebilirlik odaklı bir dönüşüm sürecine girmiştir. Bu dönüşüm, enerji kaynaklarından endüstriyel süreçlere, tedarik zincirlerinden şehir planlamasına kadar birçok alanda köklü değişiklikleri beraberinde getirmektedir. Bu süreç, iş dünyası için hem yeni fırsatlar yaratmakta hem de beraberinde önemli riskleri getirmektedir. Bu risklerin başında, özellikle geçiş riskleri ve fiziksel riskler gelmektedir. İş sağlığı ve güvenliği (İSG) profesyonelleri olarak, bu yeni risk alanlarını anlamak, değerlendirmek ve yönetmek, çalışanlarımızın sağlığını ve güvenliğini korumak kadar, işletmelerimizin sürdürülebilirliğini sağlamak açısından da kritik öneme sahiptir.

Bu içerik, 2025 ve sonrası güncel bilgileri ışığında, geçiş ve fiziksel risklerin ne olduğunu, neden önemli olduklarını, yasal zorunluluklarını ve bu risklerin etkili bir şekilde nasıl yönetilebileceğini detaylandırmaktadır. Hedef kitlemiz; işletme sahipleri, İSG profesyonelleri, yöneticiler ve sürdürülebilirlik alanında bilgi sahibi olmak isteyen herkesi kapsamaktadır. İSG Teklif olarak, bu karmaşık süreçte sizlere rehberlik etmek ve güvenli bir çalışma ortamı oluşturmanıza yardımcı olmak için buradayız.

Geçiş ve Fiziksel Riskler Nedir?

Geçiş riskleri (Transition Risks), iklim değişikliğiyle mücadele kapsamında alınan politikalara, düzenlemelere, teknolojik değişimlere ve pazar tercihlerindeki dönüşümlere bağlı olarak ortaya çıkan risklerdir. 2025 itibarıyla bu riskler, daha belirgin hale gelmiş durumdadır. Bu riskler aşağıdaki gibi sınıflandırılabilir:

  • Politika ve Yasal Riskler: Karbon vergileri, emisyon standartları, enerji verimliliği düzenlemeleri gibi mevzuat değişikliklerinin maliyetleri ve operasyonel etkileri. Örneğin, fosil yakıt kullanımını kısıtlayan yeni yasalar, bu yakıtlara bağımlı sektörler için doğrudan maliyet artışı anlamına gelebilir.
  • Teknoloji Riskleri: Düşük karbonlu teknolojilere geçişin getirdiği maliyetler, uyumsuzluk veya teknolojik gelişimlerin hızına ayak uyduramama riskleri. Yenilenebilir enerjiye geçişte eski altyapıyı modernize etme veya yeni teknolojilere yatırım yapma zorunluluğu bu kapsamdadır.
  • Pazar Riskleri: Tüketici tercihlerinin değişmesi, yatırımcı beklentilerinin sürdürülebilirlik odaklı hale gelmesi ve ürün/hizmet talebindeki değişimler. Örneğin, çevre dostu ürünlere olan talebin artması, geleneksel ürün üreten firmalar için pazar payı kaybı riski taşır.
  • İtibar Riskleri: Sürdürülebilirlik performansının düşük olması veya iklim eylemlerine yeterince katkı sağlamamanın neden olabileceği olumsuz kamuoyu algısı ve marka değerinde düşüş.

Fiziksel riskler (Physical Risks) ise, iklim değişikliğinin doğrudan veya dolaylı olarak neden olduğu fiziksel etkilerle ilgili risklerdir. 2025 sonrası dönemde bu etkiler daha sık ve şiddetli yaşanmaktadır:

  • Akut Fiziksel Riskler: Ani hava olaylarından kaynaklanan risklerdir.
    • Aşırı hava olayları (fırtınalar, seller, kasırgalar): Tesislerde hasar, üretimde kesinti, tedarik zinciri aksamaları.
    • Yangınlar: Artan sıcaklıklar ve kuraklık nedeniyle orman ve arazi yangınlarının yaygınlaşması, işyerleri için doğrudan tehdit oluşturabilir.
    • Dolusavaşları, heyelanlar: Altyapı hasarları ve erişim sorunları.
  • Kronik Fiziksel Riskler: Uzun vadeli iklim değişimlerinin etkilerinden kaynaklanan risklerdir.
    • Deniz seviyesinin yükselmesi: Kıyı bölgelerindeki işletmeler için sel ve erozyon riski.
    • Sıcaklık artışları: Isı stresi, iş gücü verimliliğinde düşüş, iş kazalarında artış, soğutma maliyetlerinde yükseliş.
    • Su kıtlığı: Tarım, sanayi ve enerji üretimi için kritik su kaynaklarının azalması.
    • Biyoçeşitlilik kaybı: Gıda güvenliği, ilaç hammaddeleri ve ekosistem hizmetleri üzerindeki olumsuz etkiler.

Bu iki risk türü birbiriyle yakından ilişkilidir. Örneğin, bir bölgede yaşanan şiddetli sel felaketi (fiziksel risk), hem üretimde kesintiye yol açarak hem de bu tür felaketlere karşı hazırlıklı olamayan bir işletmenin itibarını zedeleyerek (geçiş riski) olumsuz etki yaratabilir.

Geçiş ve Fiziksel Riskler Nasıl Yönetilir?

Geçiş ve fiziksel risklerin etkili bir şekilde yönetilmesi, 2025 ve sonrası için işletmelerin dayanıklılığını ve sürdürülebilirliğini sağlamanın temel taşıdır. Bu süreç, kapsamlı bir risk değerlendirmesi ve stratejik planlama gerektirir. Yönetim süreçleri şu adımları içermelidir:

1. Kapsamlı Risk Değerlendirmesi (2025 Güncel Yaklaşımlar)

Her işletme, kendi operasyonel yapısına, coğrafi konumuna ve faaliyet gösterdiği sektöre özgü geçiş ve fiziksel riskleri belirlemelidir. Bu değerlendirme:

  • Senaryo Analizleri: Farklı iklim senaryoları (örneğin, IPCC raporlarına dayalı olarak) altında işletmenin karşılaşabileceği potansiyel risklerin modellenmesi.
  • Fiziksel Risk Haritalaması: İşletme lokasyonlarının iklim değişikliğinin fiziksel etkilerine (sel, kuraklık, aşırı sıcaklık vb.) karşı hassasiyetinin coğrafi bilgi sistemleri (CBS) kullanılarak belirlenmesi.
  • Geçiş Riski Analizi: Mevcut ve öngörülen politikaların, teknolojilerin ve pazar eğilimlerinin işletme maliyetleri, gelirleri ve rekabet gücü üzerindeki etkilerinin değerlendirilmesi.

2. Stratejik Planlama ve Entegrasyon

Risk değerlendirmesi sonuçlarına dayanarak, işletmelerin genel stratejilerine ve operasyonel planlarına bu risklerin entegre edilmesi gerekir. Bu:

  • Risk Azaltma Stratejileri: Fiziksel riskler için örneğin, binaların güçlendirilmesi, erken uyarı sistemlerinin kurulması; geçiş riskleri için ise, enerji verimliliğini artırıcı yatırımlar, yenilenebilir enerji kaynaklarına geçiş veya tedarik zincirinin çeşitlendirilmesi gibi önlemlerin geliştirilmesidir.
  • İş Sürekliliği Planlaması: Afet ve acil durum durumlarında operasyonların sürdürülebilmesi için kapsamlı iş sürekliliği planlarının oluşturulması.
  • Yatırım ve Finansal Planlama: İklim değişikliğiyle ilgili risklerin ve fırsatların finansal modellemelere dahil edilmesi, sürdürülebilir yatırım kararlarının alınması.

3. Kapasite Geliştirme ve Eğitim

Çalışanların iklim değişikliği ve ilgili riskler konusunda bilinçlendirilmesi ve gerekli becerilerin kazandırılması. Bu, acil durum müdahale eğitimlerinden, yeni teknolojilere adaptasyon eğitimlerine kadar geniş bir yelpazeyi kapsar.

4. İzleme ve Raporlama (2025+ Standartları)

Risk yönetimi stratejilerinin etkinliğinin düzenli olarak izlenmesi ve raporlanması. Uluslararası Sürdürülebilirlik Raporlama Standartları (ISSB) gibi güncel raporlama çerçevelerine uyum sağlanması, şeffaflığı ve paydaş güvenini artırır.

Yasal Zorunluluklar ve Mevzuat (2025 Güncel Durum)

Türkiye'de iş sağlığı ve güvenliği alanındaki yasal çerçeve, iklim değişikliğinin getirdiği yeni riskleri doğrudan ele almasa da, genel İSG prensipleri bu risklerin yönetimini de kapsar. 6331 Sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu, işverenlere çalışanlarının sağlığını ve güvenliğini sağlamakla yükümlü kılar. Bu, iklim değişikliğinin neden olduğu fiziksel ve geçiş risklerinin de işyerinde değerlendirilmesini zorunlu hale getirir.

Özellikle İş Sağlığı ve Güvenliği Risk Değerlendirmesi Yönetmeliği (2012) ve İş Ekipmanlarının Kullanımında Sağlık ve Güvenlik Şartları Yönetmeliği gibi düzenlemeler, işverenlerin işyerindeki tüm riskleri belirlemesini ve gerekli önlemleri almasını gerektirir. 2025 itibarıyla, iklim değişikliğinin etkileri (örneğin aşırı sıcaklıklar, artan sel riski) artık göz ardı edilemeyecek risk faktörleri olarak kabul edilmektedir.

ISO 45001:2018 İş Sağlığı ve Güvenliği Yönetim Sistemleri standardı, kuruluşların İSG performanslarını sürekli iyileştirmeleri için bir çerçeve sunar. Bu standart, risklerin belirlenmesi, değerlendirilmesi ve kontrol edilmesini zorunlu kılar. İklim değişikliğiyle ilişkili geçiş ve fiziksel riskler, ISO 45001 standardı kapsamında 'dış hususlar' ve 'ilgili tarafların ihtiyaçları ve beklentileri' başlıkları altında değerlendirilmelidir.

Sürdürülebilirlik odaklı düzenlemeler ve raporlama gereklilikleri de giderek artmaktadır. Türkiye'de henüz iklim değişikliğine özgü detaylı yasal düzenlemeler olmasa da, küresel trendler ve uluslararası standartlara uyum, işletmeleri bu alanda proaktif davranmaya teşvik etmektedir.

Kimler İçin Gereklidir?

Geçiş ve fiziksel risklerin yönetimi, prensipte tüm işletmeler için geçerli olsa da, bazı sektörler ve işletmeler bu risklere karşı daha savunmasızdır:

  • Enerji Sektörü: Fosil yakıtlardan yenilenebilir enerjiye geçişin getirdiği teknolojik ve pazar riskleri ile iklim değişikliğinin enerji üretim altyapısı üzerindeki fiziksel etkileri.
  • Tarım ve Gıda Sektörü: Kuraklık, aşırı hava olayları ve su kıtlığı gibi fiziksel risklerin doğrudan üretim üzerinde yaratacağı etkiler.
  • İnşaat ve Altyapı Sektörü: Artan hava sıcaklıkları, aşırı yağışlar ve deniz seviyesinin yükselmesi gibi fiziksel risklerin altyapı projeleri ve mevcut yapılar üzerindeki etkileri.
  • Turizm Sektörü: İklim değişikliğinin turizm destinasyonları üzerindeki fiziksel etkileri ve sürdürülebilirlik beklentileri.
  • Finans ve Sigortacılık Sektörü: İklim kaynaklı fiziksel risklerin teminat altına alınması ve geçiş risklerinin yatırım portföyleri üzerindeki etkileri.
  • Tekstil ve Moda Sektörü: Tüketici tercihlerinin sürdürülebilirlik odaklı değişimi ve tedarik zincirindeki iklim kaynaklı riskler.
  • Denizcilik ve Lojistik Sektörü: Deniz seviyesinin yükselmesi, aşırı hava olaylarının deniz trafiği üzerindeki etkileri ve uluslararası emisyon düzenlemeleri.
  • Kamu Kurumları ve Belediyeler: Altyapı planlaması, afet yönetimi ve kentlerin iklim değişikliğine adaptasyonu açısından geçiş ve fiziksel risklerin yönetimi.

Kısacası, faaliyet alanı ne olursa olsun, iklim değişikliğinden etkilenebilecek veya bu değişikliğe adaptasyon süreçlerinden etkilenebilecek her işletme, geçiş ve fiziksel risklerini değerlendirmelidir.

Avantajları ve Faydaları

Geçiş ve fiziksel risklerin proaktif bir şekilde yönetilmesi, işletmeler için önemli avantajlar ve faydalar sağlar:

  • Artan Dayanıklılık (Resilience): İşletmeler, iklim değişikliğinin getirdiği fiziksel şoklara ve geçiş sürecindeki belirsizliklere karşı daha hazırlıklı hale gelir.
  • Maliyet Tasarrufu: Enerji verimliliğini artırma, atık azaltma ve kaynakları daha etkin kullanma yoluyla operasyonel maliyetlerde düşüş sağlanır.
  • Rekabet Avantajı: Sürdürülebilirlik odaklı yaklaşımlar, pazarda farklılaşmayı ve marka itibarını güçlendirerek rekabet avantajı yaratır.
  • Yatırım ve Finansman Erişimi: Sürdürülebilirlik raporlaması ve iklim risklerini yönetme konusundaki başarı, yatırımcıların ve finans kuruluşlarının ilgisini çeker, daha uygun finansman koşulları sunulmasını sağlayabilir.
  • Yasal Uyum ve İtibar: Mevzuata uyum, cezai yaptırımlardan kaçınmayı sağlarken, olumlu sürdürülebilirlik performansı marka imajını ve paydaş ilişkilerini güçlendirir.
  • İnovasyon ve Yeni Fırsatlar: Sürdürülebilirlik zorunlulukları, yeni ürün, hizmet ve iş modelleri geliştirme konusunda inovasyonu teşvik eder.
  • Çalışan Güvenliği ve Sağlığı: Fiziksel risklerin azaltılması, çalışanların daha güvenli ve sağlıklı bir ortamda çalışmasını sağlar, iş kazalarını ve meslek hastalıklarını önler.

Sık Sorulan Sorular

8 soru

Geçiş riskleri, iklim değişikliğiyle mücadele kapsamında alınan politikalara, teknolojik değişimlere ve pazar tercihlerindeki dönüşümlere bağlı olarak ortaya çıkan risklerdir. Fiziksel riskler ise, iklim değişikliğinin doğrudan veya dolaylı olarak neden olduğu fiziksel etkilerle (aşırı hava olayları, sıcaklık artışları vb.) ilgili risklerdir.

Türkiye'de 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu, işverenleri çalışanlarının sağlığını ve güvenliğini sağlamakla yükümlü kılar. Bu kapsamda, iklim değişikliğinin neden olduğu riskler de işyerinde değerlendirilmesi gereken riskler arasındadır. ISO 45001 standardı da risk değerlendirmesini zorunlu tutmaktadır.

Bu riskler, kapsamlı bir risk değerlendirmesi, senaryo analizleri, fiziksel risk haritalaması, stratejik planlama, iş sürekliliği planlaması, kapasite geliştirme, eğitim ve düzenli izleme/raporlama süreçleri ile yönetilir.

Enerji, tarım, inşaat, turizm, finans, tekstil, denizcilik ve lojistik gibi birçok sektör bu risklerden etkilenebilir. Ancak genel olarak iklim değişikliğinden etkilenebilecek veya adaptasyon süreçlerinden etkilenebilecek her işletme bu riskleri değerlendirmelidir.

Uluslararası raporlar (IPCC, ISSB), ulusal mevzuat güncellemeleri, sektörel yayınlar ve iş sağlığı ve güvenliği uzmanlarının güncel analizleri bu konuda bilgi kaynağıdır. isgteklif.com da bu alanda güncel bilgiler ve hizmetler sunmaktadır.

Geçiş riskleri genellikle politika ve yasal riskler, teknoloji riskleri, pazar riskleri ve itibar riskleri olarak sınıflandırılır.

Fiziksel riskler, ani hava olaylarından kaynaklanan akut riskler (fırtına, sel, yangın vb.) ve uzun vadeli iklim değişimlerinin etkilerinden kaynaklanan kronik riskler (deniz seviyesinin yükselmesi, sıcaklık artışı, su kıtlığı vb.) olarak iki ana kategoriye ayrılır.

Artan dayanıklılık, maliyet tasarrufu, rekabet avantajı, yatırım ve finansman erişimi, yasal uyum, itibar artışı, inovasyon ve çalışan güvenliği gibi birçok fayda sağlar.

Hızlı Teklif

geçiş/fiziksel riskler Teklifi Alın

Güvenilir firmalardan ücretsiz teklif alın

Ücretsiz
Hızlı yanıt
Güvenilir firmalar
En iyi fiyat
Teklif Al